Kültür Dersaneleri
Tarihçemiz Online Katalog Tanıtım Cd'si Franchise
Eğitim Sistemi 9. Sınıf Eğitim Programı 10. Sınıf Eğitim Programı 11. Sınıf Eğitim Programı 12. Sınıf Eğitim Programı 12. Sınf (YGS) Eğitim Programı Mezun Eğitim Programı Mezun (YGS) Eğitim Programı Maksimum Başarı Modeli
İstanbul Anadolu Trakya



REHBERLİK


Rehberlik » Aileye Özel Yazılar » YGS - LYS'ye Hazırlık ve Ailenin Sürece Etkisi

YGS - LYS'YE HAZIRLIK VE AİLENİN SÜRECE ETKİSİ

ÖSS hazırlık süreci Türkiye’de ortaöğretim son sınıfta okuyan ya da herhangi bir ortaöğretim kurumundan mezun olmuş pek çok öğrenci için hayatlarının en önemli kırılma noktalarından birini ifade etmektedir.

Bu çok önemli süreçte elbette ailelere de maddi, manevi çok önemli roller ve görevler düşmektedir. ÖSS sürecine etkin ve doğru bir şekilde katkıda bulunan ailelerin çocuklarının bu destekten yoksun çocuklara göre çok daha iyi sonuçlar aldıkları eğitimciler tarafından çok net bir biçimde tespit edilmektedir. Çocukları ÖSS’ye hazırlanırken onlara en yüksek seviyede destek olmak isteyen ebeveynlerin öncelikle ÖSS’nin mahiyeti ile ilgili doğru bilgiler edinmeleri gerekmektedir.

Bugün Türkiye’de uygulanmakta olan yükseköğretime geçiş sistemi dünya çapında benzer ülkeler ve gelişmiş Avrupa ülkelerindeki geçiş sistemleri etüt edilmek suretiyle geliştirilmiş özgün bir sistemdir. Hemen her sistemde olduğu gibi ÖSS sisteminde de aksayan yönler olmakla birlikte Türkiye şartlarında eldeki imkanların optimum seviyede değerlendirilmesinde kullanılabilecek en adil ve ekonomik yöntem olarak görülmektedir. Her yıl bir buçuk milyon civarında ortaöğretim öğrencisi yüksek öğretime geçiş yapmaya hak kazanabilmek için ÖSS’ye girmekte ve fakat bu adaylardan yaklaşık olarak sadece iki yüz yetmiş bini dört yıllık, iki yüz altmış bini iki yıllık bölümlere yerleşebilmektedir. Verdiğimiz rakamlardan da anlaşılacağı üzere pek çok öğrenci yüksek öğretimdeki kontenjanların azlığı sebebiyle herhangi bir programa yerleştirilememektedir.

Görüyoruz ki karşı karşıya olduğumuz sadece basit bir sınav değil iyi anlaşılması gereken çok boyutlu bir sistemdir. Genelde ebeveyn tarafından geliştirilen ‘okula gönderiyoruz, dişimizden tırnağımızdan arttırıp dershaneye de gönderiyoruz. Ona sadece dersine çalışıp sınavı kazanmak kalıyor’ gibi bir anlayış maalesef bu süreçte yeterli olmamaktadır.

Bu süreçte çok kırılgan olan gençler her zamankinden fazla desteğe ihtiyaç duymaktadır. Anne-baba olarak beklentilerimizi gerçekçi bir zemine oturtmalı çocuğumuza gücünün üzerinde hedefler ve görevler yüklememeliyiz. Üniversite eğitimi hayata atılacak her genç için elbette iyi bir başlangıç ve önemli bir adımdır. Ancak bunu çocuğumuzun önüne olmazsa olmaz bir şart gibi koyup gereğinden fazla idealize edersek, bu dönemde zaten yüksek olan kaygı düzeyini daha da yükseltip kendine ve daha da önemlisi bize olan güvenini sarsabiliriz. Böyle bir durumda genç, ailesinin kendisine olan sevgisinin birtakım şartlara bağlı olduğunu ve bunları yerine getiremezse ailesinin gözünde değersiz birisi olacağını düşünecektir. Motivasyonun önündeki en büyük engellerden bir tanesi değersizlik duygusudur. Değersizlik duygusu içerisinde bocalayan bir gencin, ÖSS’ye hazırlık gibi ağır bir süreci başarıyla tamamlaması oldukça zor görünmektedir. Bu sebeple anne-babaların bu dönemde çok dikkatli davranmaları, çocuğa olan sevgilerinin ve güvenlerinin hiçbir şarta bağlı olmadığını hissettirerek, çocuğun güven ve motivasyonunu yüksek tutmaya çalışmaları gerekmektedir.

ÖSS sürecinde sınav kaygısı yaşayan gençlerin kaygılarının, sadece sınavla ilgili olmadığı bilinen bir gerçektir. Gencin kaygı düzeyini arttıran daha çok aile, akraba ve yakın çevre faktörüdür. Ebeveynin bu süreçte genci yalnız bırakmaması, sınavda alacağı sonucun ona olan sevgilerini ve güvenlerini azaltmayacağını ya da arttırmayacağını, ona karşı duydukları sevginin ve güvenin ÖSS’de alacağı sonuca, ya da başka bir şarta bağlı olmadığını inanarak ve karşı tarafı da inandırarak samimiyetle ifade etmeleri gerekmektedir.

Genç, normal şartlarda kendisini çok rahat ifade edebilirken ÖSS sürecinde içe kapanma durumu söz konusu olabilir. Bu sebeple onun kendisi rahatça ifade edebileceği ortamları yaratmaya çabalamalı korkularını ve endişelerini bizimle paylaşması noktasında cesaretlendirmeliyiz.

Doğal bir süreç içerisinde onu sıkmadan yönlendirmeye çalışmalı, söz hakkı tanıyarak düşüncelerini ve hissettiklerini açıkça ifade etmesini sağlamlıyız. Düşüncelerine değer vermeli, doğru hareketlerini açıkça takdir etmeli ve desteklemeliyiz.

Okulu ve dershanesiyle sıkı bir işbirliği içerisinde olmalı ve durumuna ilişkin doğru bilgiler edinmeliyiz.

Onun için yaptığımız fedakârlıkları sürekli gündeme getirip bize olan güvenini sarsmaktan kaçınmalı ve kesinlikle başka çocuklarla kıyaslamamalıyız. Unutmamalıyız ki üniversite başlı başına bir amaç değil sadece bir araçtır. Önemli olan çocuğumuzun sağlıklı ve mutlu bir birey olarak topluma kazandırmaktır.

Kültür Akademi Rehberlik Uzmanı
İbrahim Güneş
ÖSS Puanı HesaplamaSınav DuyurularıÇoklu Zeka EnvanteriFaydalı LinklerOnline - Protein


Kültürlü Özel
Copyright © 2009 Kültür Dersaneleri • Her hakkı saklıdır.
programlama: TECHLIFE tasarım: Galaksi Reklam Ajansı